=> Daha kayıt olmadın mı?
burası sitemizin forum bölümü giriş yaptığın için teşekkürler :)
KANKOWW FORUM - oyun yazarıyım
Burdasın: KANKOWW FORUM => KANKOW DAN ŞİİRLER => oyun yazarıyım |
|
kankoww (şimdiye kadar 218 posta) |
Ben bir oyun yazarıyım. Gördüğümü gösteririm. Nasıl alınıp satıldığını gördüm insan pazarlarında insanların Bunu gösteririm, ben, oyun yazarı. Birbirlerinin odalarına ne düzenlerle girdiklerini, nasıl coplarla ya da parayla, sokakta nasıl durduklarını ve beklediklerin, nasıl tuzaklar kurduklarını birbirlerine, sözleştiklerini umutla nasıl, nasıl astıklarını birbirlerini, nasıl seviştiklerini, çapulculukla kazandıkları parayı nasıl savunduklarını ve nasıl yediklerini. Bütün bunları gösteririm ben. Birbirlerine söyledikleri sözcükleri dökerim kağıda. Ananın oğluna neler söylediğini, işçiye neler buyurduğunu işverenin, nasıl yanıt verdiğini karının kocaya, tüm yalvaran sözcükleri, tüm buyuran sözcükleri, yaltaklanan sözcükleri, aldatan sözcükleri, yalan söyleyen, bilmeyen, güzel ya da yaralayan... Bunları kağıda dökerim ben. Yaklaşan kar fırtınalarını görürüm ve yaklaşan depremleri, yolu tıkayan dağları görürüm ve yataklarından taşan nehirleri. Ama şapkaları var kar fırtınalarının, depremlerin cüzdanlarında paraları, dağlar gelirler arabalarından inerek, şahlanan nehirler denetler polisi. Ben ışığa çıkartırım bunların hepsini. Gösterebilmek için gördüklerimi başka halkların, başka çağların oyunlarını okurum. Bir iki oyun yazdım, inceleyerek iyice o zamanın tekniğini ve kaparak işime yarayacak olanı. İngilizlerce nasıl sunulduklarını inceledim büyük feodal kişilerin inceledim zengin kişileri, ki onlar için dünya sadece özgelişimleri içindi. Ahlakçı İspanyolları inceledim, o harika duyguların ustaları olan Hinlileri ve aile kurumunu gösteren Çinlileri ve kentlerdeki çok renkli kaderleri. Kentlerin ve evlerin görünümü, benim zamanımda öylesine çabuk değişiyor ki, iki yıl ayrılıp geri geldin mi olursun bir başka kente yolculuk gibi. İnsanlar kalabalıklar halinde değiştirivermişler görünümlerini şu birkaç yıl içinde. Fabrika kapılarından içeri giren işçiler gördüm ve kapı yüksekti, ama dışarı çıktıklarında bükülmüştü belleri. O zaman şöyle dedim kendi kendime: Her şey değişmede ve her şey sadece kendi zamanına göre. Ve böylece ben, her sahneye kodum bir tanıtma işareti ve her fabrika avlusuna ve her odaya yıl sayısını işaretledim sığırlarını damgalayan çobanlar gibi. Ve orada kullanılan tümcelere de bir tanıtma işareti kodum, unutulmasınlar diye yazılan geçici insanların deyişleri gibi olsunlar diye onlar da. İşçi tulumu içindeki kadının o yıllarda bir bildiri önünde eğilip söylediklerini, ve şapkaları enselerinde borsacıların katipleriyle dün nasıl konuştuklarını, bu olayların geçtiği yılların geçiciliği ile damgalandım. Ama bütün bunlara bir şaşırtıcılık verdim, bunların en bilinenlerine bile hatta. Bir kimsenin inanmayacağı bir şey gibi döktüm kağıda. Hiç kimsenin görmemiş olduğu bir şey gibi sundum bir kapıcının kapıyı çarpmasını donan bir insan yüzüne. Çeviri : A. KADİR - Gülen AKTAŞ |
Cevapla:
Bütün konular: 335
Bütün postalar: 3663
Bütün kullanıcılar: 54
Şu anda Online olan (kayıtlı) kullanıcılar: Hiçkimse
